"Fark yaratmak, olağanüstü yeteneklerle beklenen işleri yapmak değil.
Olağan yeteneklerle beklenmeyen işleri yapmaktır."
Prof. Dr. Emre Alkin

Piyasa Bozulması Aslında Güvenin Bozulmasıdır...

Bu yazıyı Spotify'dan dinleyebilirsiniz. TIKLAYINIZ!

 

Öncelikle Cuma günkü kararlara alakalı yorumumu paylaşayım. 

Değerli Dostlar, Türkiye’de yabancı girdi kullanmasa da yerli girdi kullanırken dövize endeksli maliyetlerle karşılaşan çok önemli bir sanayici çoğunluğu var. Hal böyleyken mecburen üreticiler dövize endeksli yükselen maliyetler karşısında bir kenarda döviz tutmak mecburiyetinde kalıyorlar. Ancak bu ihtiyaten kenara konan döviz bile üreticinin maliyetler karşısında ezilmesini engellemiyor. Hal böyleyken herkesin Türkiye’de öyle ya da böyle döviz açık pozisyonu olduğunu kabul etmek gerekiyor. 

Bu gerçek ortadayken ve kazançlarını TL cinsinden faizle değerlendirildiğinde maliyetlere karşı firmalar yenik düştüğü apaçık meydanda iken, zorla döviz sattırılması tam anlamıyla onları maliyetlere karşı yenik düşürmek anlamına gelir. Öyle ya da böyle ihracat, ithalat, herhangi bir ticari faaliyette firmaların önemli bir kısmı kredi ilişkisi kurmak mecburiyetindedir. İşletme sermayesi zorluğu çekilen Türkiye'de firmaların, dövize endeksli maliyetlerini göz önüne alarak ihtiyat olarak sistem içinde bulundurdukları dövizleri zorla sattırmanın, iktisadi rasyonellikle uyuşmadığını söylemeliyim. Bu sebeple alınan kararın bir kere daha değerlendirilmesinde büyük fayda görüyorum.

Bu aralar en büyük sıkıntımız maliyet artışları ve gelir arasında giderek büyüyen bir uçurumun oluşması. Kur yükselişlerinden de hızlı seyreden arz cephesinden kaynaklanan bir enflasyon var. Firmalar kazançlarını giderlere yönlendirmeden önce mevduat yaptıkları zaman zarar görüyorlar. Bu durum hammadde stoklama eğilimini artırıyor. 

Ancak herkes sanayide değil. Hizmet sektörünün önemli bir kısmı ya fiyat tavanına maruz kalıyor ya da "minimum fiyat" konması sebebiyle dip fiyatlardan satış yapıyor. Her zaman söyledim, "asgari fiyat" dayatılan her sektörde satışlar bu fiyattan yapılır. Ne fiyat tavanı tüketiciyi koruyor, ne de asgari fiyat hizmet üreteni karlı hale getiriyor. Piyasa gerçeklerinden uzak yapılan düzenlemelerin sonucu enflasyon ve karsızlık oluyor maalesef. 

"Gelişmeleri Doğru İzlemekte Fayda Var.."

Diğer taraftan her piyasanın kendi dinamiği var. Fiyat tavanı veya asgari fiyat uygulaması olan sektörlerde yan ürünlerle kar edilmeye çalışılıyor. Bazen de tahsilat süreleri azaltılarak çare bulunuyor. Bazı firmaların üretimini durdurduğunu ve stoktaki hammaddeyi ortalık sakinleşene kadar depoda saklamaya karar verdiklerini duyuyorum. İhracat cephesinde bunu yapmak imkansız ama yerli piyasaya mal ya da hizmet sunanlar bu eğilimde. Sattıkları malı hangi fiyattan yerine koyacaklarına tam emin olamayan, hatta tedariğinden bile şüphe duyanlar var. Nereye gitsem aynı kaygı ve çekinceleri dile getiren farklı iş gruplarından insanla karşılaşıyorum. 

Eskiden faaliyet karı düşükse, faaliyet dışı karlarla idare edilirdi. Şimdiki durumda hem faaliyet zararı hem de faaliyet dışı gelirlere rağmen başabaş veya zarar ortaya çıkıyor. Tüm bunlar bir sonraki yılın büyümesini olumsuz şekilde etkileyecek gibi gözüküyor. Üstüne üstlük Fed ve ECB'nin faiz artışlarıyla tetiklenecek bir resesyon riski var. Mal ve hizmet ihracatının önünde ciddi bir engel gibi gözüken küresel piyasalardaki dalgalanmaları doğru şekilde izlemenin gereğinin altını çizmek istiyorum. 

Bunu da özellikle bürokratlara ve ekonomi yönetimine söylüyorum. Son zamanlarda “biz sizin ne yaptığınızı gayet iyi görüyoruz” şeklinde azarlar gibi konuşmaya başlamışlar. Bazı firmalar ya da insanlar yanlış yapıyor olabilir ama bunu genelleyerek herkese hitap etmek doğru olmadığı gibi güven kaybına da yol açar. İyi niyetle bir kez daha uyarıyorum. 


Prof. Dr. Emre Alkin

 

Eklenme Tarihi : 27.6.2022 07:35:19

YORUMLAR

Yorum yapabilmeniz için üye olmalısınız.
Eğer üye iseniz üyelik girişi yapmak için tıklayın.
Yeni üye olmak için lütfen tıklayın.

Henüz yorum yapılmamış.